VELİLERİM İÇİN

04.02.2012 23:12

 Çocuğa Nasıl HAYIR Demeli?

Aile üyelerinin belli bir düzene göre yaşaması için oluşturulan disiplin, genel anlamıyla kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin tümüdür. Bu, evin ve ailenin değer, düşünce ve davranışlarına uygun, yapılması ve yapılmaması gereken davranışları içeren önlemler yani bir davranış düzeni demektir. Akşam yatma saati, yeme düzeni, tv seyretme, diş fırçalama gibi durumların sağlıklı ve bilinçli düzenlenmesi kısıtlama engelleme değil, düzenli bir yaşam sistemi yaratmaktır. Bazı ailelerin disiplini(düzeni) daha katı, bazılarının ise esnektir. Burada önemli olan bu düzenin nasıl yapıldığıdır. Kuralların yerleşmesini sağlamak için davranış öncesi, davranış sırasında ve davranıştan sonra yapılması gerekenler vardır.

Davranıştan önce;

* Önleyici açıklama yapmak, kuralları öğretmek (Sokakta ağlayarak bir şey istemesinden ne kadar rahatsız olduğunuzu, nasıl davranması gerektiğini belirtmek)

* Çevreyi, koşulu değiştirmek. (Sokağa çıkar çıkmaz tuvalet ihtiyacını gidermek için tuvalet aramamak için evden çıkmadan önlem almak, yemek zamanında zor yemek yiyorsa yemek öncesinde abur cubur yemesini engellemek ya da yemek saatini değiştirmek)

* Örnek olmak (Anne Baba olarak model olmak. Kitap okuma alışkanlığı olmayan ebeveynlerin çocuklarının kitap okumalarını beklemesi, çocuklarının küfürlü konuşmasını istemeyen anne babanın, kendisinin küfürlü, argo konuşması gibi)

* Aşamaları öğretmek (Odasını toplama beklentiniz ne kadar gerçekçi ? Odasını nasıl toplaması gerektiğini aşama aşama öğretmelisiniz. Arabalar buraya, Legoların kutusu bu, şeklinde yardım etmelisiniz)

 

 

Sorun sırasında;

* Gerçek sebebi anlamaya çalışmak. (Çocuk için sorunu yaratan durumun altında bir engellenmişlik ya da başka istek ve ihtiyaçlar olabilir. Anne-babasının yanında korku sebebiyle yatmak isteyen çocuk, doyuma ulaşmamış bir sevgi gereksiniminde olabilir.)

* Alternatifler sunmak (Makyaj malzemelerinizi karıştırıyorsa ona benzer çocuk malzemeleri almak, ablasının defterini karalıyorsa ona başka bir defter almak)

* Duygularınızı belirtmek (“Yemeğini yemediğin zaman üzülüyorum, beslenemediğini düşünüyorum.””Arkadaşına vurduğun zaman onun canı yanıyor, çok üzülüyor.”)

 

Sorundan sonra;

* Sonuçları değerlendirmek (“Bak odan toplu olmayınca, aradığın oyuncağı bulamıyorsun.”)
* Sonuçları yaşamasına izin vermek (Duvarını boyayan çocuğun, duvarı temizlemesini sağlamak)

Anne Babaların bu stratejileri oluştururken ortak tavır alması, birinin hayır dediğine diğerinin evet dememesi, kararlı ve tutarlı davranmaları istenen davranışları geliştirmesine yardımcı olacaktır. “Hadi bu seferlik izin veriyorum.” “Al da sus yeter ki !” yaklaşımları tutarsız yaklaşımlardır. Çocuğa verilen mesajlar karışır; çocuk neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlamakta güçlük çeker. Deneme ve isyanı körükler, öğrenmeyi ve sorumluluk kazanmayı engeller.

 

En çok hangi hataları yaparlar?

Hata tanımı çocuğun yaşına, mizacına, aile yapısına göre değerlendirilmelidir. Anne babasına 3-4 yaşında tekme atan, ona sen pissin, çöpsün diye kendince öfkesini gösteren çocukla, 9 yaşındakinin benzer davranışları aynı değildir. Ebeveyni rahatsız eden genelde, ağlayarak isteklerini belirtmesi, nedensiz huzursuz ağlaması, arkadaşlarına vurması, ısırması, küfürlü konuşması ev eşyalarına zarar vermesi, tuvalet eğitimini aldığı halde evde yere tuvaletini yapması, bir başkasının yanında farklı davranışlar sergilemesi, yatma saatinde yatmaması, tv’nin başından kalkmaması, yemeğini yememesi gibi davranışlardır. Bu hataların devamını sağlayanlar ise ailelerin şu tür yaklaşımlarıdır;

* Çocukta görülen istenmeyen davranışın bir süre sonra kendiliğinden geçeceği inancı
* Çocuğun anne babayı duymazdan gelmeye neden olan bıktırıcı tekrarlar ve hatırlatmalar
* Konuşmalar, ders vermeler, söylevler
* Onaylandığını düşündüren, yanlış davranışı görmezden gelmek
* Açık olmayan direktifler (“birbirinizle güzel güzel oynayın”)

Çocuğa hangi noktada “hayır” denmelidir?

Kabul sınırlarınızı aşan durumlarda, davranıştan önce kuralı öğrettiğiniz durumlarda, sık tekrarlanan durumlarda kararlı ve tutarlı “hayır” denmesi davranışın yeniden düzenlenmesine başlangıç olacaktır. Hayır demek ceza demek değildir. Çocuğa gösterilen bir tavırdır.
“Hayır” çocuğun yaşına, kişilik yapısına ve özel durumlara göre düşünülmelidir.3 yaşında yemeğini üstüne dökmeden yemesi beklenemez. Çocuğa kuralların nedeni anlatılmalıdır. Beklenen davranış açıklanmalı, hangi davranışın, ne zaman beklendiği açık bir dille öğretilmelidir. Kuralların uygulanmasında çocuğa aktif rol ve sorumluluk verilmelidir. Beklendik davranışlar veya ona yakın olanlar ve çabası takdir edilerek pekiştirilmelidir.

 

 

Bazı isteklerine hayır demenin yarar ve zararları nelerdir?

Kısıtlayıcı sınırlar ve aşırı kontrol ,denemek ve keşfetmek için çocuğa çok az özgürlük sunar. Tamamen yetişkine ait bir kontrol çocuğun özdenetimi geliştirmesini engeller. Öğrenme ve sorumluluk kazanmayı engeller, çocukta isyanı körükler. “Hayır” lar çocuklara sınırları öğretmek, elindekilerle tatmin olmasını sağlamaktadır. Sorumluluk ve özgürlüğün aile bireyleri arasında sağlıklı dağılımı söz konusudur. Anne bab ve çocuğun hakları güvence altındadır. Sınırların ihlal edilmesi durumunda nelerle karşılaşacağı, önceden tüm taraflar tarafından bilinir. Ağlayarak oyuncağa ulaşamayacağını bilir. Öğrenmeyi ve sorumluluk kazanmayı arttırır, işbirliğini ve ilişkileri düzenler.

Ebeveyn çocuğun isteklerini yapmadığında suçluluk psikolojisinden nasıl kurtulabilir?

Suçluluk psikolojisi yanlış yaptığına inanmaktır. Çocuğun özdenetimini sağlayacak yaklaşımların sonuçları ebeveynin doğru yaptığını gösterecektir. Eğer sorun sürüyorsa ya fazla katı, ya tutarsız ya da sınırsız bir yaklaşım söz konusudur. Çocuğa sınır koymak, yanlış davranışları önlemek, kuralları net ve anlaşılır şekilde öğretmek için ihtiyaç duyulan yöntemleri sağlar. Sağlıklı sınırlar konulduğunda öğütlere, tehditlere, cezalar, rüşvetlere gerek kalmayacaktır.Çocuklar yaşadıkları dünyanın kurallarını anlamak isterler ve buna ihtiyaçları vardır.Onlardan ne beklendiğini, insanlarla birlikteyken nerde duracaklarını, ne kadar ileri gidebileceklerini ve çok ileri gittiklerinde nelerle karşılaşacaklarını bilmek isterler.Sınırlar çocukların araştırma yapmalarına yardımcı olur. Neden sonuç ilişkilerine bu şekilde ulaşırlar.Sınırlar ilişkileri tanımlar kim ebeveyn? Kim çocuk? Ve sınırlar güvenlik sağlar.Çocuklar anne babalarından “anne-baba” olmalarını isterler.Anne babalarının sınırları belirlemede kararlı olmalarını ve kendilerine güvenecekleri sınırları sağlamalarını beklerler.

* KARARLI VE TUTARLI BİR TUTUM SERGİLEYİNİZ.
* MESAJLARINIZ ÇOCUĞU DAVRANIŞI ÜZERİNE OLSUN.
* DOĞRUDAN VE BELİRGİN İFADELER KULLANINIZ.
* NORMAL BİR SES TONU KULLANINIZ.
* SONUÇLARLA YÜZLEŞTİRİNİZ.
* SÖZLERİMİZ DAVRANIŞLARIMIZLA DESTEKLENMELİDİR.

Şeyda Özdalga
Psikolog
DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü
Çocuk ve Genç Bölümü

 

Öğrenciler İnterneti Ne Amaçla Kullanıyor?

 

Öğrenciler arasında yapılan internet araştırması acı gerçeği gözler önüne serdi.

Türkiye’de öğrenciler arasında internet kullanımı üzerine yapılan bir araştırmaya göre, çocuklar MSN Messenger (sohbet programı) ve oyun oynamak için bilgisayarın başına geçiyor. Öğrencilerin yarısına yakını, bilgisayar başında aralıksız 5 saatten fazla kalıyor. Fen Bilimleri Merkezi Dershaneleri’nde 2006-2007 eğitim-öğretim yılında derslere katılan 2 bin 298 öğrenciye internet kullanımıyla ilgili sorular soruldu.

Öğrenciler arasında yapılan internet araştırması acı gerçeği gözler önüne serdi.

Türkiye’de öğrenciler arasında internet kullanımı üzerine yapılan bir araştırmaya göre, çocuklar MSN Messenger (sohbet programı) ve oyun oynamak için bilgisayarın başına geçiyor. Öğrencilerin yarısına yakını, bilgisayar başında aralıksız 5 saatten fazla kalıyor. Fen Bilimleri Merkezi Dershaneleri’nde 2006-2007 eğitim-öğretim yılında derslere katılan 2 bin 298 öğrenciye internet kullanımıyla ilgili sorular soruldu.

En çarpıcı sonuçlar, “İnterneti daha çok hangi amaç için kullanıyorsunuz?” sorusuna verilen yanıtla ortaya çıktı. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 82’si interneti sadece sohbet ve MSN Messenger için kullandığını belirtirken, yüzde 33′ü “oyun oynamak” yanıtını verdi. Öğrencilerin yüzde 17′lik kısmı da aynı soruyu “Araştırma, bilgi edinme” şeklinde yanıtladı. Soruya öğrencilerin yüzde 3′ü de “Cinsellikle ilgili sitelere girmek için” yanıtını verdi.

5 saatten fazla

Araştırmada öğrencilere en çok hangi tür siteleri tercih ettikleri de soruldu. Buna göre katılımcıların yüzde 76’sı eğlence, yüzde 63′ü download (yükleme) siteleri, yüzde 37’si de kültür-sanat sitelerine ilgi gösterdiğini kaydetti. Bilgisayar kullanım süreleri konusundaki soruya da çarpıcı yanıtlar verildi. Öğrencilerin yarısından çoğu haftada en az 3-4 gün internete girdiğini söyledi. “Bilgisayar karşısında sürekli olarak ne kadar zaman geçirebilirsiniz?” sorusuna da “5 saatten fazlası mümkün” yanıtını verenlerin oranı yüzde 43 oldu.

‘Kaygı verici’

Uzmanların 5 saatten fazla aralıksız bilgisayar kullanmanın omurga bozuklukları, bilek ve parmak ağrıları, göz bozuklukları ve nörolojik sorunlar gibi ciddi fiziksel rahatsızlıklara yol açabileceği konusundaki uyarısı göz önüne alındığında bu rakamın kaygı verici olduğu ifade ediliyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 97’si evinde bilgisayarı olduğunu, yüzde 71′lik kısmı da internet kullanımı için internet kafeye hiç gitmediğini bildirdi..

 

 

ÇOCUĞUM OKULDA NEDEN BAŞARISIZ?

 

Kimi öğrenciler vardır, hemen hemen tüm derslerden başarısız olurlar. Gelişim düzeylerinin gerektiği bilgi ve beceriyi edinemezler.

Pek çok veli ve hatta eğitimci, öğrencilerin okul başarısındaki farklılıkların zeka düzeylerindeki farklılıktan kaynakladığına inanır. Fakat yapılan araştırmalar, başarılı ve başarısız öğrencilerin zeka düzeyleri arasında bir fark olmadığını göstermektedir.

Okul başarısızlığı nedir?

Okul başarısı, öğrencinin bulunduğu sınıf ve derse göre hedeflenen bilgi, beceri ve davranışları kazanmasıdır. Başarısızlık ise, en az bir öğretim dönemi boyunca süren, hemen hemen her dersten, gelişim düzeyinin ve yeteneklerinin çok altında başarı göstermesi ve bu durumu bir türlü telafi edememesidir.

Okul başarısızlığının belirtileri nelerdir?

Sık sık öğretmeninden, çocuğunuzun derste başarısız olduğuna dair uyarı alıyorsanız;

Saatlerce çalıştığı halde, çocuk konuları anlamadığından şikayet ediyorsa;

Çalışmaya harcadığı zamanın karşılığı olan notları alamıyorsa;

Ödevlerini baştan savma yapıyorsa;

Sınıfta derse katılmıyorsa;

Çocukta amaç ve değer eksikliği varsa;

Sınıfta çok sessiz ve uslu ya da çok gürültücü ve yaramaz ise;

çocuğunuzun okul başarısı düşük demektir.

Anne-baba, çocuğun başarısızlığının nedenlerini bulmaya çalışmalıdır

Okul başarısının düşük olmasının pek çok sebebi vardır. Her çocuk farklı sebeplerden dolayı beklenilen başarıyı yakalayamayabilir. Öncelikle ebeveyn, çocuğunun başarısız olmasının altında yatan sebepleri araştırmalı ve çocukla birlikte çözüm yolları bulmaya çalışmalıdır. Eğer çocuğunuzun başarısızlık nedeni, normal zihinsel gelişiminde geri kalması ise, ebeveyn sabırlı olmalı, çocuğun ilgi, yetenek, zeka ve becerilerini iyi gözlemlemeli ve gerek gördüğü takdirde bir uzmandan yardım almalıdır.

Çocuk okulda neden başarısız olur?

1-Okul başarısı için zihinsel olgunluk tek başına yeterli değildir. Duygusal olarak henüz olgunlaşmamış çocuklar, kendilerine bir hedef koymada güçlük çekerler ya da okul ortamının gerektirdiği sosyal becerileri edinemedikleri için okulda bulunmaktan zevk almazlar. Bu tip çocuklar okuldan kaçma davranışı gösterebilirler.

2-Çocuğun kendisini nasıl algıladığı okul başarısı için önemli bir faktördür. Çocuk yeteneksiz veya aptal olduğunu düşünüyor olabilir. Ya da tam olarak kendisini değerlendiremediği için ne yapmak istediğine karar vermekte güçlük çekebilir. Bu sebeple kendisine bir hedef koymada yetersiz kalır.

3- Bazı çocuklar öğrenmek için daha kontrollü bir ortama ihtiyaç duyarlar. Bu çocuklara neyin, nasıl yapılacağı basamak basamak anlatılmalıdır.

4-Ders çalışma alışkanlığı kazanamamış öğrenciler başarısız olurlar.

5-Anne-babanın okula ve öğrenmeye karşı tutumu çok önemlidir. Okula ve öğrenmeye karşı olumsuz yaklaşan, eğitim hayatını gereksiz gören ebeveynler, çocuklarına farkında olmadan negatif duygular aşılamaktadır.

6-Sürekli eleştirilen ve olduğu gibi kabul edilmeyen çocukların öz değerleri düşük olur. Öz değeri düşük bir öğrenci, kapasitesinin altında performans sergiler.

7-Anne-babanın, çocuğun kapasitesinin üzerinde başarı beklentisi, çocukta kaygı oluşturur. Çocuk başarısız olmaktan o kadar çok korkar ki, sonunda başarısız olur. Yine, anne-babanın düşük başarı beklentisi çocuğun motivasyonunu düşürür.

8-Anne-baba arasında sağlıklı bir ilişkinin olmaması, evde huzursuz ve kaygı verici bir ortamın olması, çocuğun zihnini sürekli meşgul eder. Duygusal gerilim içindeki çocuk okulda başarı gösteremez.

9-Çocuğa sınırsız televizyon izleme, oyun, bilgisayar oynama hakkının tanınması, bu konularda gereken sınırlamaların getirilmemesi, çocuğun vaktini iyi değerlendirememesine neden olur.

10-Bazı geleneksel aileler, çocuktan sadece itaat ve bağlılık bekler. Çocuğun kendisini ifade edememesi, merak ve girişimciliğinin kabul görülmemesi, kendine güvenin hoş karşılanmaması, çocuğun kendine özgü bir kişilik geliştirmesine engel olur.

11-Çocuk, herhangi bir nedenle anne-babasına kızgın olabilir. Onları cezalandırmak için okulda başarısız olur.

12-Ebeveynin çocuktan sürekli ders çalışmasını beklemesi, oyun, müzik, resim gibi faaliyetleri, spora veya televizyona harcanacak vakti lüzumsuz görmesi sonucu çocukta oluşan baskı, başarısızlığa neden olur.

13-Ailenin çocuğu disiplin ederken bedensel cezalar kullanması, dayak atma gibi, başarısızlığa neden olmaktadır.

14-Ailenin çocuğa yeterince ilgi ve sevgi göstermemesi.

15-Okulda öğretmenin sınıfların kalabalık oluşundan dolayı öğrencilerle birebir ilgilenememesi.

Aileler ne yapmalı?

Öncelikle çocuğunuzun başarısızlık nedenlerini tespit edin.

Başarısızlığın utancını çocuğunuza yaşatmayın. Bunun yerine çabalaması için onu teşvik edin.

Çocuğunuzla yeteneklerine uygun hedefler belirleyin.

Çocuğunuza, zamanını doğru kullanması hususunda örnek olun. Mesela, ona gezme veya televizyon izleme konusunda ölçülü olmasını tavsiye ederken, siz de bunları ölçülü yapın.

Çocuğunuzda her gün takdir edebileceğiniz bir davranış bulun. Onu sık sık övün.

Her zaman başarısının arkasından maddi bir ödül vermeyin. Başarısının başlı başına bir ödül olduğunu anlamasını sağlayın.

Küçük yaştan itibaren yaşına uygun sorumluluklar verin. Kendi problemlerini çözme becerisini kazanmasını sağlayın.

Kendi hayatınızdaki sıkıntılardan dolayı çocuğa eleştirel ve sabırsız davranıp davranmadığınızı kontrol edin.

Çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini ifade etmesine imkan verin.

Onun yerine ödev ve sorumluluklarını yerine getirmeyin.

Birlikte bir çalışma saati belirleyin. O saatte televizyonu kapatın, telefon görüşmelerini kabul etmeyin ve ders dışında bir şeyle ilgilenmesine izin vermeyin. O saatte anne-babadan biri evde bulunarak gerektiğinde çocuğa yardımcı olabilir. Çalışma saatinde çocuğunuzun odasına girip kapısını kapatmasına izin vermemelisiniz. Çocuk ders çalışmasa bile, o saat içinde diğer tüm şeylerden mahrum bırakılmalıdır. Anne-baba etkili bir sonuç alabilmek için bu yöntemi uygulamada kararlı ve sabırlı olmalıdır.

Çocuğa ders çalışabilmesi için bir oda ya da bir köşe hazırlayın. Eğer evde küçük bir kardeş varsa, ders çalışan çocuğunuzu rahatsız etmesine engel olun.

Onu kardeşleri veya diğer akranları ile kıyaslamayın.

Ders çalışırken ya da kitap okurken çocuğunuzu yerinden kaldırmayın, ondan bir iş yapmasını istemeyin.

Çocuğunuzla bilgi alışverişi yapın, onunla tartışın, birlikte ilginç şeyler okuyun.

Spor, sanat gibi faaliyetlerde bulunmasını teşvik edin.

Sık sık okulunu ziyaret edin, öğretmenleri ile konuşun.

 

PSİKOLOG ÇİĞDEM ALPARSLAN



Read more: http://umrankonyali.webnode.com.tr/velilerim%20i%c3%a7in%20rehberlik/
Create your own website for free: http://www.webnode.com